Duyurular





E-Bülten

ACİL SERVİS











ŞAHSIMIN ÇAPA ACİL SERVİSTE MARUZ KALDIĞI OLGULARIN ÖZETİ

KONU: Acil ağır iç kanama ile Çapa Tıp acil servisine başvuran şahsıma, hiçbir müdahale yapmadan ve üstelik aşağılayıp, alay ederek beni kendi halime terk eden, Çapa Dahili ACİL nöbetçi hekimlerinin ve intern öğrencilerin davranışlarının özetidir.


ŞİKAYETÇİ:  DOÇ. DR. ÜMİT SAYIN    

Şahitler: TANER ARISAL  

NİŞANLIM  İPEK ZEYNEP YILMAZ
, Koruma polisi
SELÇUK ÇAKIR 


1-
11 Aralık 2015 Cuma gecesi hematezi ve hematoşizi (ağızdan üstten ve alttan rektumdan ağır kanama) 1 litre civarında fışkırır tarzda kan hem alttan, hem de üstten gelerek, iç kanama şikayetiyle İst. Ün. İstanbul Tıp Fakültesi (ÇAPA Tıp Fakültesi) ACİL DAHİLİYE servisine saat 22:00-02:00 saatleri arasında başvurdum. Bundan 2 gün önce de yükselen bazı kan biyokimyası değerleri nedeniyle Göztepe (eski SSK) hastanesi aciline başvurmuştum; ama hiç bir şey yapılmamıştı.

 

2-Çapa (İst. Tıp Fakültesi) Dahiliye acilinde, kimliğimi gösterdiğim, doktor ve doçent öğretim üyesi olduğumu söylediğim halde, istediğim bazı tahliller için kan alındı. Ama 11 Aralık 2015 gecesi saat 10:00-02:00 saatleri arasında acil servisteki intern doktorlar, pratisyen hekimler, (varsa uzman doktorlar) tarafından şahsıma çok aşağılayıcı, hakaret edici ve sorgulayıcı davranıldı. Kıvırcık saçlı bir intern öğrenci ise benim doktor ve öğretim üyesi olduğuma inanmayıp, beni internetten sorgulattı; internette benimle ilgili bilgi toplamaya girişti. “Sen, Adli Tıp Enstitüsünde çalışıyorsun, doktor sayılmazsın ki!” dedi. Aynı şahıs daha önce aldığım bazı ilaçları da sorgulayıp, kendi üniversitesinde görevli bir öğretim üyesiyle alay edici, aşağılayıcı, umursamaz ve tartışan-kavga eden bir diyalog içine girdi. Bu şahıslar bana acil müdahale etmek yerine, internetten beni sorgulayıp durdular. Bu acil serviste gördüğüm tüm davranışlar şahsıma yönelik olarak çok agresifti. Ayrıca vermiş olduğum anamneze de inanmadıklarını gösteren bazı davranışlar içine girdiler.

 

3- Ben 1987 yılında aynı fakülteden (İst. Ün. İstanbul Tıp Fakültesi-ÇAPA) mezun olmuş, 1993 yılında farmakoloji uzmanı olmuş; 1996 yılında Amerika’da Wisconsin Üniversitesi Nöroloji departmanında Nörobilim (Neuroscience) uzmanı olmuş; 2004 yılında da Tıbbi Farmakoloji doçenti olmuş bir öğretim üyesiyim. O tarihten beri de İst. Ün. Adli Tıp Enstitüsünde Farmakoloji Doçenti olarak çalışmaktayım. (CV için www.drumitsayin.com sitesine bakınız!)

 

4-11 Aralık 2015 Cuma Gecesi, Çapa Tıp Fakültesi Acil Dahiliye bölümündeki kişilere kanadığımı, çok acilen önlem alınması gerektiğini, bir hepato-biliyer  patoloji ve/veya akut pankreatit ve kanayan bir mide ülseri düşündüğümü, kanama varsa tespit edilmesi ve kanamanın durdurulması gerektiğini söyledim. Bana acilen batın tomografisi, ultrasound (ve diğer görüntüleme tetkikleri uygulanmasını istedim, endoskopi gibi) yapılması gerektiğini söyledim. Hem acil serviste görevli bazı doktorlar, hem de intern öğrenciler tarafından, “Radyoloji kürsüsüyle papaz olduklarını (kavgalı olduklarını), hiçbir batın görüntüleme tekniği kullanamayacaklarını” söylediler. Çapa acilinde saptanan son kan tablosunda hematokritim 30’lar civarında seyretmesine ve bu tablonun onlara götürdüğüm önceki tetkiklerle kıyaslanmasından (hematokrit 40’lar civarındaydı) kesin bir kanama tablosu ortaya çıkmasına rağmen; bende “sadece anemi olduğunu” söyleyip, hiç bir muayene ve tedavi yöntemi uygulamadan, mide koruyucu serum (PPI içeren serum)  veya ilaç vermeden 12 Aralık 2015 Cumartesi sabah 02:00 civarlarında beni kendi halime bıraktılar.

 

5-12 Aralık 2015 Cumartesi sabahı tekrar hematomez (ağızdan taze kanama) gelişti. Tüm gece boyunca kanamışım, sabah da 500 cc’ye yakın ağızdan kanadım. Bu sefer Taner Arısal, Nişanlım İpek Zeynep Yılmaz ve Korum Polisim Selçuk Çakır, beni Marmara Tıp Fakültesi aciline (Pendik) götürdüler. Marmara Acil’de saat 12:00 ile 24:00 arasında kanamayı durdurucu tedavi uyguladılar; ama herhangi bir teşhis koyamadan ve görüntüleme tekniği uygulamadan akşam 24:00’de taburcu ettiler.

 

6-Pazar ve pazartesi günleri evde dinlendim; ama kanamam sürmüş. 15 Aralık 2015 Salı günü Cerrahpaşa Genel Cerrahi Gastroenteroloji bölümünde Prof. İhsan Taşçı’ya durumumu anlattıktan hemen sonra, benimle çok ilgilenen değerli hocamın kapısında çıkarken  nişanlım İpek Zeynep Yılmaz’ın kollarında bayılmışım. Kendime geldiğimde bana çok destek olan hocam Prof. İhsan  Taşcı bana ilk yardımı yapmak için etrafa emirler yağdırıyordu. Hemen kan almışlar, hematokritim 14’e düşmüştü. Cerrahpaşa acil servisine kaldırıldım; Cerrahpaşa Acil Servisinde tüm hekimler şahsıma çok saygı dolu ve destek olucu davrandılar; nasogastrik tüp takıldı ve kanama saptandı; nasogastrik tüp yaklaşık bir gün kaldı; mide koruyucu tedaviye başlandı hemen. Daha sonra Cerrahpaşa Genel Cerrahi AREL servisinde 5 gün tedavi gördüm. Bana ilk fırsatta Dr. Süleyman Bey ve Prof. İhsan Taşçı tarafından yapılan Endoskopide mide antrum bölgesinde kanamış olan, ama artık Cerrahpaşa Acilinde iyileşmiş, önceki kanamadan sorumlu iki mide ülseri odağı tespit edildi. Şahsıma Cerrahpaşa Acil servisinde ve AREL kliniğinde toplan 10 ünite kan ve 10 ünite TDP verildi. Cerrahpaşa acil servisinde ve Cerrahpaşa Genel Cerrahi AREL servisinde bana çok iyi davranıldı ve bakıldı. Tüm gerekli tedaviler ve görüntüleme teknikleri (batın ve beyin tomografileri ve manyetik resonanslar) uygulandı. Epikrizim ektedir.

 

7- 11 Aralık 2015 Cuma tarihinde Çapa ACİL Dahiliye bölümünde gereken muayeneler, görüntüleme teknikleri ve tedaviler uygulanmış olsaydı, daha günlerce kanayıp, ölümcül bir duruma düşmeyecektim; Cuma gecesinden sonra süren 3-4 günlük kanama sürecinde kanamadan ölmem içten bile değildi! 11 Aralık 2015 Cuma tarihinde saat 22:00 ile 02:00 saatlari arasında Çapa ACİL Dahiliye bölümünde görevli tüm intern öğrenci, pratisyen hekim ve uzman doktorların saptanmasını ve bu şahıslardan şikayetçi olduğumu belirtirim. Ayrıca bu şahıslar hakkında Çağlayan Adalet sarayında savcılığa suç duyurusunda bulunacağım. Deontolojiden hiç haberi olmayan belirtilen tarih ve saatlerde görevli bu şahıslar, kendi tıp fakültelerinden mezun ve kendi üniversitelerinde öğretim üyesi olarak görevli bir hekim hakkında böyle davranıyorlarsa, bu şahısların halka ve kamuya ne kadar zarar verebilecekleri ortadadır. Konu kamunun ve halkın zarara uğrayabileceğini ve sağlığını bu insanların elinde yitirebileceğini  gösterebilecek, ciddi bir olgudur. Bu olgunun kamu davası haline getirilmesini ve bu şahısların TCK’daki uygun cezalarla ve ayrıca 2547 sayılı YÖK yasasındaki uygun disiplin cezalarıyla cezalandırılmasını istiyorum.

 

Doç. Dr. Ümit SAYIN

Adli Tıp Enstitüsü, İstanbul Üniversitesi

humitsayin@gmail.com

 


İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI

MEMUR SUÇLARI BÜROSU’NA


DOSYA NO              :
2016/5638 Sor. No.


MÜŞTEKİ                :
Habip Ümit SAYIN – 


VEKİLİ                     :
Av. Şebnem KÖKSAL – 


ŞÜPHELİLER         :
1-11 Aralık 2015 tarihinde, 22:00-02:00 saatleri arasındaİstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Dahiliye Acil Servis nöbetçi hekimleri ve intern öğrencileri,

2-12 Aralık 2015 tarihinde Marmara Üniversitesi – Pendik Genel Acil Servis’inde 12.00-24.00 saatleri arasında görevli tüm sorumlu hekimler,


SUÇ TARİHİ                       :
11 Aralık 2015 – 12 Aralık 2015


SUÇ                            :
Görevini yapmama, Görevi Kötüye Kullanma, Görevi Kötüye Kullanmak Suretiyle Ölüme Sebebiyet Verme, Re’sen takdir edilecek sair suçlar.


AÇIKLAMA  
:
1-Müvekkil 11 Aralık 2015 Cuma gecesi iç kanama ve mide kanaması şikâyeti (hematemez - ağızdan ve hematoşizi – rektumdan) ile İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Acil Dâhiliye servisine 22.00 sularında başvurmuştur. Müvekkil acil servise başvurduğundan bir saat kadar önce hem ağızdan, hem rektumdan bir litre kan fışkırır durumdadır; o ana dek yaklaşık 1-1.5 litre taze kan gastrointestinal sistemin hem üstünden, hem de altından gelmiştir ve melena vardır (Şahit: Nişanlısı İpek Zeynep Yılmaz ve Taner Arısal).

            2-Müvekkil yaşamakta olduğu kanamayla ilgili bilgi verip, hem hematemez, hem kanlı ishal ve hematoşizi geçirdiğini söylemiş, akabinde kimliğini göstererek İstanbul Üniversitesi’nde doktor ve doçent öğretim üyesi olduğunu ifade etmiş, kanamanın çok fazla miktarda olduğunu, acilen önlem alınması gerektiğini, hepato-biliyer patoloji ve/veya akut pankreatit ve kanayan bir mide ülseri olabileceğini, böyle bir kanama varsa tespit edilmesi ve durdurulması gerektiğini, acilen batın tomografisi, ultrason ve endoskopi gibi diğer görüntüleme tetkiklerinin uygulanmasını talep etmiştir. Buna karşılık hekim ve internöğrenciler müvekkile karşı aşağılayıcı ve hakaretamiz tavırlar sergilemişler, müdahalede bulunmak suretiyle görevlerini ifa etmek yerine müvekkilin hakikaten doktor ve İstanbul Üniversitesinde Öğretim Üyesi olup olmadığını internetten sorgulamışlar müvekkilin politik ve siyasi görüşlerine ilişkin internetten araştırma yapmışlar ve politik görüşleri hususunda aşağılayıcı beyanlarda bulunmuşlar, sonrasında da “sen Adli Tıp Enstitüsünde çalışıyorsun, doktor olamazsın ki” şeklinde beyanlarda bulunmuşlar, müvekkilin almış olduğu ilaçları sorgulamışlar, müvekkilin vermiş olduğu anamneze inanmayan tavırlar sergilemişler, agresif ve tartışmacı bir hal – tavır içerisine girmişlerdir. Kendileriyle aynı fakülteden mezun olan ve aynı üniversitede Doçent olarak görev yapmakta olan bir hocalarına karşı böyle bir tavır sergilemiş kişilerin diğer hastalara karşı nasıl bir tavır sergileyeceği, yanlış teşhis ve tedavi yöntemleri uygulayabileceği izahtan varestedir.

            3-Müvekkil, hiçbir talebi yerine getirilmeksizin kanamalı bir şekilde bekletilmiş olup kanama tespitine ilişkin, birkaç laboratuvar tetkikinin haricinde, hiçbir tetkik yapılmamıştır. Müvekkilin görüntüleme tetkiki talebine ise “Radyoloji kürsüsüyle papaz oldukları, hiçbir batın görüntüleme tekniği kullanamayacakları” şeklinde yanıt verilmiş olup Dahiliye Acil Servis çalışanları açık şekilde görevlerini kötüye kullanmışlar, müvekkilin neredeyse ölümüne sebebiyet vermişlerdir. Zira Acil Serviste saptanmış olan son kan tablosunda hematokritinin 30’lar civarında seyretmesine ve bu tablonun, müvekkilin götürmüş olduğu önceki tetkiklerle kıyaslanması neticesi (önceki hematokrit 45’ler civarındadır ) KESİN BİR KANAMA TABLOSU ORTAYA ÇIKMASINA RAĞMEN MÜVEKKİLDE SADECE ANEMİ OLDUĞUNU SÖYLEYİP HİÇBİR MUAYENE VE TEDAVİ YÖNTEMİ UYGULAMADAN, DOKTOR OLAN MÜVEKKİLİN TALEBİNE RAĞMEN HİÇBİR SERUM VEYASAİR BİR İLAÇ VERMEDEN, KAN TRANSFÜZYONUYAPMADAN, NAZOGASTRİK TÜP TAKMADAN, BATIN VS GÖRÜNTÜLEMESİ YAPMADAN, MELENA BAKILMADAN, DAMAR YOLU DAHİ AÇILMADAN12 ARALIK 2015 SAAT 02.00 SULARINDA MÜVEKKİLİ KENDİ HALİNE BIRAKMIŞLARDIR. Bu husus düpedüz ağır kanamalı bir hastayı ölümle baş başa bırakmak anlamına gelmektedir ve Sayın Makamınızca takdir edilecek bilirkişi raporuyla da anlaşılacaktır. Hematokritin 45 seviyesinden 30 seviyesine düşmüş olması AĞIR İÇ KANAMA teşhisinden başka bir şekilde açıklanamamaktadır. Ancak şüpheli şahıslar müvekkilin tüm taleplerini geçiştirdikleri gibi görevlerini yerine getirmemişler, çeşitli bahaneler ileri sürerek ve müvekkile karşı lakayt ve hakaretamiz tavırlar içine girerek hiçbir teşhis ve tedavi yöntemi uygulamamışlardır. Yapılmış olan tek tahlille dahi anlaşılabilecek ağır kanama teşhisinde bulunmamışlar, anemi (kansızlık) rahatsızlığı olduğunu söyleyerek HİÇBİR TEDAVİ UYGULAMADAN, HİÇBİR MİDE KORUYUCU SERUM VEYA PPI (Proton pompa inhibitörü) YAHUTİLAÇ VERMEDEN, KAN TRANSFÜZYONU YAPMADAN, NAZOGASTRİK TÜP TAKMADAN, BATIN VS GÖRÜNTÜLEMESİ YAPMADAN, MELANA BAKMADAN, HATTA DAMAR YOLU BİLE AÇMADAN ADETA ÖLÜME TERK ETMİŞLERDİR.

            4- Hiçbir tanı, teşhis, tedavi yöntemi uygulanmadan, kendisi de doktor olmasına rağmen hiçbir tetkik ve tedavi talebi karşılanmayan müvekkil 12 Aralık 2015 sabahı 500cc civarı ağızdan tekrar kanayarak dostu Taner Arısal, Nişanlısı İpek Zeynep Yılmaz ve Selçuk Çakır tarafından Pendik’te bulunan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine götürülmüştür. Burada 12.00’den 24.00’e kadar kanamayı durdurucu tedavi uygulanmışsa da tanı ve teşhise yönelik batın tomografisinin haricinde hiçbir yöntem uygulanmadan taburcu edilmiştir. Müvekkile 10 saat boyunca hiçbir tanı koyulamamış olup gece saat 24.00’de kanama riskli bir hasta olmasına rağmen taburcu etmişlerdir. Batın tomografisi çekmiş olmalarına, rektaltüşede melena tespit etmelerine ve hematokriti gittikçe düşmesine rağmen (28’lere kadar düşmüştür) ve müvekkilin ricalarına rağmen KAN TRANSFÜZYONU yapmamışlar; servise yatırmamışlardır. Kesin teşhis koyamadıkları halde servise yatması gerekirken, yatırmayıp taburcu etmişlerdir. BU DURUMDAKİ BİR İÇ KANAMALI HASTAYA KAN TRANSFÜZYONU YAPMAMAK VE SERVİSE YATIRMAMAK CİNAYET ANLAMINA GELMEKTEDİR. (Şahitler: İpek Zeynep Yılmaz, Taner Arısal, Selçuk Çakır, Prof. Dr. Emin Gürses)

            5-Müvekkil bu iki günün sonrasında 13 ve 14 Aralık 2015 tarihlerinde evde dinlenmiş olsa da iç kanaması sürmüştür ki, bu husus 15 Aralık 2015 tarihinde müvekkilin İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Gastroenteroloji bölümünde Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın tanı ve teşhis hususunda müdahalesi neticesi ortaya çıkmıştır. Müvekkil 3 Acil servis dolaştıktan (Göztepe eski SSK Hastanesi Acil Servisi, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Acil Servisi ve Marmara Üniversitesi Pendik Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Servisi) AKLA,TIBBA VE FENNE uygun hiçbir tedavi alamayınca kanaması sürmüştür. 15 Aralık 2015 Salı günü Cerrahpaşa Genel Cerrahi Gastroenteroloji bölümünde Prof. İhsan Taşçı’ya durumunu anlattıktan hemen sonra kapısından çıkarken bayılmıştır. Müvekkil kendine geldiğinde kendisine çok destek olan Prof. İhsan Taşçı’nın kendisine ilk yardımı yapmak için etrafa emirler yağdırdığını görmüştür. Akabinde müvekkilden hemen damar yolu açmışlar, hemen kan almışlar, hematokritini ölçmüşler ve 14’e düşmüş olduğunu görmüşlerdir.Prof. İhsan Taşçı’nın direktifleriyle müvekkil, hemen İ.Ü. Cerrahpaşa Hastanesi astaneAcil Servisine kaldırılmıştır. İlgili belgeler dilekçemiz ekinde yer almaktadır ki, bu husus koma ve ölüm sınırı anlamına gelmektedir. Müvekkilin vücudunda kan ve alyuvar kalmama noktasına gelmiştir ki bu husus Çapa Tıp Fakültesinde Acil Dahiliye bölümünde ve Marmara Tıp Fakültesi Acil Servisinde (PENDİK) gerekli tanı ve tedavinin uygulanmamasından kaynaklanmıştır.  Zira müvekkil Çapa Tıp Dahiliye aciline başvuruşundan itibaren 3 gün içinde, farklı kanama dönemlerinde,  3-3,5 litre kanı iç kanama ile kaybetmiştir, (İnsan vücudunda yaklaşık 8 lt kan vardır) ölümle pençeleşmeye başlamıştır ve durumuletal(ölümcül) ciddiyetini 1 gün boyunca,Cerrahpaşa Acil Servisine yattığında, korumuştur. Müvekkil Cerrahpaşa acil servisine kaldırıldıktan sonra, tüm hekimler şahsına çok saygı dolu ve destek olucu davranmışlardır. Tanı ve tedavi sürecinde nazogastrik tüp takılmıştır ve en az 300 cc kanama saptanmıştır. Nazogastrik tüp yaklaşık bir gün kalmış, mide koruyucu tedaviye ve PPI içeren serumla başlanmıştır. Daha sonra Cerrahpaşa Genel Cerrahi AREL servisinde 5 gün tedavi görmüştür. Müvekkile Uzm. Dr. Süleyman Demir Bey ve Prof. İhsan Taşçı tarafından yapılan Endoskopide mideantrum bölgesinde kanamış olan ve Cerrahpaşa Acilinde iyileşmiş, önceki kanamadan sorumlu iki mide ülseri odağı tespit edilmiştir. Müvekkile Cerrahpaşa Acil servisinde ve AREL kliniğinde toplam 10 ünite kan ve 10 ünite TDP verilmiştir. Cerrahpaşa acil servisinde ve Cerrahpaşa Genel Cerrahi AREL servisinde, kendisine gerekli saygı ve hürmet gösterilerek, tedaviler, görüntüleme teknikleri (Endoskopi, batın ve beyin tomografileri ve batın ve beyin manyetik resonanslar) uygulandıktan sonra müvekkil uzun soluklu bir nekahet dönemine girmiş ve aylar süren bir dinlenme sonrası ancak sağlığına kavuşabilmiştir. Bu kanamanın hipertansiyon, hipoalbuminemi, yaygın ödem, gövdede ascite toplanması, plevrada sıvı toplanması, ağır dispne, hepato-splenomegali, karaciğer enzimlerde patolojik bulgular, sol atrium ve ventriküldehipertrofi gibi pek ço kkomplikasyonu olmuştur. Müvekkilin İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında düzenlenmiş olan epikrizi ve eko-kardiogramı ektedir.11 Aralık 2015 Cuma tarihinde Çapa ACİL Dâhiliye bölümünde gereken muayeneler, görüntüleme teknikleri ve tedaviler uygulanmış olsaydı müvekkili ölümcül duruma sokan ve günler süren kanamasının meydana gelmeyecek olduğu ve bu sağlık bozukluğuna, komplikasyonlara maruz kalmamış olacağı aşikârdır.

6- Yukarıda açıklamış olduğumuz sebeplerle 11 Aralık 2015 Cuma tarihinde saat 22:00 ile 02:00 saatleri arasında Çapa ACİL Dahiliye bölümünde görevli tüm intern öğrenci, pratisyen hekim ve uzman doktorların saptanmasını ve bu şahıslar hakkında görevini yapmama,  görevi kötüye kullanma, bu surette ölüme sebebiyet verme ve Re’sen takdir edilecek sair suçlardan kamu davası açılmasını talep etmekteyiz. Bu hususa ek olarak Marmara Üniversitesi Pendik Araştırma ve Eğitim Hastanesi ACİL Servisinde 12 Aralık Cumartesi günü saat 12.00 ve 24.00 saatleri arasında görevli hekimlerin saptanmasını ve haklarında görevi kötüye kullanma, bu surette ölüme sebebiyet verme ve Re’sen takdir edilecek sair suçlardan kamu davası açılmasını talep etmekteyiz.

7- Müvekkil, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesinden mezun olmuş, 1993 yılında farmakoloji uzmanı olmuş; 1996 yılında Amerika’da Wisconsin Üniversitesi Nöroloji departmanında Nörobilim (Neuroscience) uzmanı olmuş; 2004 yılında da Tıbbi Farmakoloji doçenti olmuş bir öğretim üyesidir. O tarihten beri de İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsünde (Cerrahpaşa) Farmakoloji Doçenti olarak çalışmaktadır. (CV için www.drumitsayin.com ) Buna rağmen deontolojiden haberi olmayan, belirtilen tarih ve saatlerde görevli bu şahıslar, kendi tıp fakültelerinden mezun ve kendi üniversitelerinde öğretim üyesi olarak görevli bir hekime karşı böyle davranıyorlarsa, bu şahısların halka ve kamuya ne kadar zarar verebilecekleri ortadadır. Konu kamunun ve halkın zarara uğrayabileceğini ve sağlığını bu insanların elinde yitirebileceğini gösterebilecek, ciddi bir olgudur. Bu olgunun kamu davası haline getirilmesini ve bu şahısların TCK’daki uygun cezalarla cezalandırılmasını ve ayrıca 2547 sayılı YÖK yasası uyarınca disiplin cezası verilmesini talep etmekteyiz.

DELİLLER              :1-Müvekkile kanamasından günler sonra gerekli tanı ve tedaviyi uygulamış olan Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın beyan ve tanıklığı,

2- Ekte sunmuş olduğumuz müvekkilin kanamadan önce ve kanamadan sonraki kan değerleri, Çapa Tıp Fakültesinde yapılmış olan tahlil sonuçları, Marmara Üniversitesi’nde yapılmış olan tahlil ve tetkikler, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yapılmış olan tetkik ve tedavilere ilişkin belgeler.

3-Adli Tıp Kurumu raporları, bilirkişi raporları,

4-Tanıklarımız Nişanlısı İpek Zeynep Yılmaz 

Taner Arısal 34951712866 –

Selçuk Çakır, Gayrettepe Polis Karakolu– Koruma Şube

Prof. Dr. Emin Gürses  - 

NETİCE-İ TALEP              : Yukarıda açıkça arz ve izah ettiğimiz sebeplerle;

1-      11 Aralık 2015 tarihinde saat 22:00-02:00 civarlarında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Dahiliye Acil Servis nöbetçi hekimleri ve intern öğrencilerinin saptanmasını,

2-      12 Aralık 2015 tarihinde Marmara Üniversitesi – Pendik Genel acil Servis’inde 12.00-24.00 saatleri arasında görevli tüm sorumlu hekimlerin ve intern öğrencilerinin saptanmasını,

3-      Şüpheliler hakkında her türlü maddi ve manevi tazminat davası açma hakkımız saklı kalmak üzere GÖREVLERİNİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEYEREK MÜVEKKİLİN NEREDEYSE ÖLÜMÜNE SEBEBİYET VERMELERİ HASEBİYLE, GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK, BU SURETTE ÖLÜME SEBEBİYET VERECEK DURUMA SOKMAK VE SAYIN MAKAMINIZCA TESPİT EDİLECEK SUÇLARDAN KAMU DAVASI AÇILMASINI saygılarımızla bilvekale arz ve talep ederiz. 23.02.2016

 

Müşteki Vekili     

Av. Şebnem KÖKSAL

 

 

 



















Anket




Müzik Yayını

568549 Ziyaretçi

Hava Durumu